5 Yıldızlı Anitta Turistik Otel satılıyor

ÇORUM 15 Ocak 2021 20:56
Videoyu Aç 5 Yıldızlı Anitta  Turistik Otel satılıyor
A
a

Uğur Barlık'ın sahibi olduğu Çorum'un ilk ve tek 5 yıldızlı oteli Anitta Otel Ziraat Bankası aracılığıyla satışa çıkarıldı.


OTELİN KİRALIK OLARAK İŞLETME HAKKI BARLIK'TA BULUNUYOR!..
İnönü Caddesi üzerinde 27 bin 464 m2 kapalı ve açık alana sahip, 503 yatak ve 216 oda kapasiteli turistik tesis, Ziraat Bankası tarafından 60 milyon 825 bin liraya satışa çıkarıldı.Otelin satış ilanları ünlü emlak sitesinde sahibinden.com yayımlandı.

Anitta Otelin sahibi Uğur Barlık'ın Ziraat Bankası ile Vefa anlaşması yapıldığı bilgisine ulaştık.Peki Vefa hakkı anlaşması nedir?
Böylelikle de, bir taraftan geri alım (vefa) hakkı, bir gayrimenkulün karşı tarafa satılması durumunda, eski malike tanınmış olan geri satın alma hakkı olarak ortaya çıkarken; diğer taraftan da Bankaların alacaklarından dolayı edinmiş oldukları gayrimenkuller, kredi tasfiyesinin kısmen ya da tamamının bir sonucu olarak edinilen varlıklar olarak Banka bilançosuna alınmaktadır.

GERİ ALIM (VEFA) HAKKI UYGULAMA ESASLARI

  • Bilindiği üzere, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılan dosyalarda, icra takip sürecinde bilirkişilerce yapılan kıymet takdirlerine yapılan itirazlar sonrasında, kıymet takdirinin kesinleşmesine kadar geçen süre ve bundan sonra başlayan ihale süreci ve icra ihalesi yoluyla icradan yapılan satışa karşı açılan ihalenin feshi davaları, ipoteğin paraya çevrilmesi sürecini 3-4 yıl gibi uzatabilmekte, hatta firmanın iflas erteleme başvurusunda bulunup, bunun kabulü hali sözkonusu ise, yukarıda belirtilen itiraz ve iptal davalarının da devreye girmesiyle bu süreç çok daha uzun olabilmektedir.

    Süreçlerin bu kadar uzun ve yıllara yaygın olarak sürmesi de, Bankalar nezdinde karşılıklar kararnamesinin yarattığı külfetlerin uzun süre taşınmasına sebebiyet vermektedir.

    Bu nedenlerle; kredi borçlusuyla anlaşmak koşuluyla kredilerin teminatına almış oldukları veya borçluların  mülkiyetindeki gayrimenkulleri devir alabilmekte olup, üstelik satın alınmış olan bu gayrimenkullerin sabit kıymetler içinde durdukları süre içinde, hem fonlama faizinin, hem de sigorta ve ödenmekte olan emlak vergileri ile diğer tüm masrafların, vefa hakkı kullanıcılarından maliyet faizleriyle beraber tahsil edebilmektedirler.

    Böylelikle de, bir taraftan geri alım (vefa) hakkı, bir gayrimenkulün karşı tarafa satılması durumunda, eski malike tanınmış olan geri satın alma hakkı olarak ortaya çıkarken; diğer taraftan da Bankaların alacaklarından dolayı edinmiş oldukları gayrimenkuller, kredi tasfiyesinin kısmen ya da tamamının bir sonucu olarak edinilen varlıklar olarak Banka bilançosuna alınmaktadır.

    Geri alım sözleşmelerine yönelik olarak, mevzuatta açık ve seçik bir tanımlama olmayıp, 6098 sayılı TBK’nun “Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar” başlıklı kısmında, geri alım hakkına ilişkin kısa hususlar düzenlendiği gibi, yine Borçlar Kanunu’nun 237 no.lu maddesinde taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesinin şart olduğu ve geri alım sözleşmelerinin resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olamayacağı hususuna yer verilmiştir.

    Bu noktada, geri alım hakkının kazanılmasının usulüne uygun bir geri alım sözleşmesinin yapılmasıyla mümkün olacağından, bu işlemi resmi şekilde gerçekleştirecek olan makamlar ise Tapu Sicil Müdürlükleri olmakla beraber; uygulamada Sözleşmenin noterler tarafından da düzenlenebileceği kabul edilmektedir.

    Ancak, geri alım hakkında taşınmazı temlik eden malike alım hakkı tanınması durumu sözkonusu olduğundan, geri alım hakkının en kısa ve öz tabiriyle satanın, sattığı taşınmazı müşteriden geri satın alma hakkını saklı tutması olarak tanımlanmasının mümkün olmasından hareketle, hak sahibinin ilgili harçları ödemekten imtina etmesi durumlarında, geri alım hakkı sözleşmeleri, tapu sicili ve de noter tasdikleri için ibraz edilmemektedirler. Sözkonusu şerh, ayni hak gücünün kazanımıyla ilgili olup, şerh vermemenin biçimsel koşulları taşıyan sözleşmenin geçersizliğini de taşımayacaktır.

    Bankalarda düzenlenmekte olup, satış bedellerine ve geri alım hakkı sürelerine ilişkin düzenlenmiş olan geri alım (vefa) hakkı sözleşmelerinin içerikleri;

    -Sözleşme konusu borcun tespiti,

    -Vefa hakkına dayalı gayrimenkul satın alınması ve risklerin kapanması,

    -Vefa hakkı verilmesi ve devir bedelinin mahsup şekli,

    -Vefa hakkı süresi ve sona ermesi ile tahakkuk ettirilmesi gereken faizler,

    -Vefa hakkı bedelinin ve de ödenecek sigorta primleriyle emlak vergileri ve diğer masrafların hesaplanması ve ödenmesi,

    -Devredilen taşınmazın kullanımı,

    başlıklarından oluşmaktadır.

    5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda alacaklardan dolayı edinilmek zorunda kalınan gayrimenkullerin elden çıkarılmaları bir mecburiyet olarak belirtilmemiş olmakla beraber, söz konusu gayrimenkullerin elden çıkarılmasına ilişkin usûl ve esasların BDDK tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bankalar alacaklarından dolayı gayrimenkul edinebilirlerse de bu varlıkları Bankaların Kıymetli Maden Alım Satımına ve Alacaklarından Dolayı Edindikleri Emtia ve Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasına İlişkin Yönetmelik (Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasına İlişkin Yönetmelik) çerçevesinde elden çıkarmaları gerekmektedir. Söz konusu yönetmeliğe göre alacaklarından dolayı elde edilen gayrimenkullerin üç yıl içinde elden çıkarılması zorunludur.

    Edinim tarihinden itibaren bir yıl içinde elden çıkarılması mümkün görülmeyen veya bir yıl içinde elden çıkarılması mümkün görülmekle birlikte bu süre içinde elden çıkarılamayan amortismana tabi varlıklar, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömür süreleri ve amortisman oranları kullanılarak niteliğine göre her biri edinim tarihinden başlamak üzere ayrı ayrı amortismana tabi tutulmalıdır.

     

    Banka uygulamasında bu süre, azami üç yılı geçmeyecek ya da daha uzun bir şekilde Sözleşmeye bağlandığı gibi, bu süre içerisinde, kısa vadeli kredilere uygulanan faiz oranları kadar asgari bir fonlama maliyeti, geri alım haklarının kullanılmasının bir ön koşulu olarak sözleşmelere yansıtılmaktadır.

    Keza, bu mahiyetteki anlaşmalarda borç takasına konu gayrimenkulün SPK lisansına sahip ekspertizler tarafından belirlenen rayiç değerinin, takası yapılacak Banka alacağının altında kalmasına izin verilmediği gibi, vefa hakkı süresi içerisinde de gündeme gelecek asgari fonlama maliyetine ilişkin faiz tutarlarının da eklenmesiyle oluşacak, vefa hakkı kullandırım tutarı olarak belirlenen anlaşılan borç tutarının da, vefa hakkına konu olup, geri alım hakkı tanınmış olan gayrimenkullerin ilk alım anındaki  rayiç değerinin altında kalmasına da müsaade edilmeyerek, geri alım (vefa) hakkının kullanılmasına avantaj yaratılmak suretiyle, bilinçli bir şekilde satışa konu varlıkların seyyaliyetlerinin arttırılması amaçlanmaktadır.

Kaynak : www.hitittv.net
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

sondakika SON DAKİKA
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

YENİLENEN SİTEMİZİ NASIL BULUYORSUNUZ?

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • http://www.hitittv.net Çorum'un Ulusal ve Yerel
  • İnteraktif haber sitesi
  • Sondakika Çorum Haberleri
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

sol reklam